Allah’a Sığınmanın En Güzel İfadesi Muavvizeteyn Suresi
İLİ : GENEL
TARİH : 24.02.2017
ALLAH’A SIĞINMANIN EN GÜZEL İFADESİ: MUAVVİZETEYN SURESİ
Aziz Müminler!
Hutbemin başında okuduğum Felak ve Nâs Surelerinde
Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü
zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve
haset ettiği vakit hasetçinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!”[i]
“De ki: İnsanların kalplerine vesvese sokan, pusuya çekilen
cin ve insan şeytanının şerrinden insanların Rabbine, insanların Melikine, yani
mutlak sahip ve hâkimine, insanların İlâhına sığınırım.”[ii]
Kardeşlerim!
Bir insan için dünyadaki en büyük tehlike varoluş
gayesini unutmaktır. İstikametten ayrılmaktır. Bir insan için en büyük kayıp,
kendini kaybetmektir. Heva ve heveslerin esiri olmaktır. Bir insan için en
büyük mahrumiyet, Allah’ın engin rahmetine sığınmaktan kendini mahrum
bırakmaktır.
Yüce Rabbimiz, bizleri bu tehlikelerden koruyacak,
zarar ve hüsrana uğramaktan kurtaracak hayat yüklü Kerim bir Kitap indirmiştir.
Kendisine en güzel şekilde kul olmamızın yollarını göstermiştir. Özellikle Yüce
Kitabımızda bizlere hediye ettiği Felak ve Nâs isimli iki muhteşem surede
kendisine sığınarak yaşamayı öğretmiştir. Bu yüzdendir ki Peygamberimiz
(s.a.s), istiazenin yani Allah’a sığınmanın en güzel ifadesi olarak nitelediği
bu iki sureyi çokça okumamızı tavsiye etmiştir.[iii]
Kıymetli Kardeşlerim!
Felak ve Nâs Sureleri,
tevhid inancımızın, Allah’a teslimiyetimizin özlü bir ifadesidir. O’nun rızası
ve himayesini talep ederek yaşama kararlılığımızın göstergesidir. Felâk ve
Nâs’ı okuyarak, her türlü şer ve kötülükten, karanlıklar içerisinde yolumuzu kaybetmekten
Rabbimize sığınırız. Haset ve öfkenin, kin ve nefretin, batıl ve hurafenin,
vesvesenin esiri olmaktan O’na iltica ederiz. Art niyetlilerin, kem gözlülerin,
kalbi kararmış,
vicdanı taşlaşmışların şerri karşısında O’ndan
yardım isteriz. Fitne ve fesat tohumları ekenlere; duygu ve düşünceleri ifsat
ve istismar edenlere karşı O’nun nusret ve inayetini talep ederiz. Biliriz ki
kendimizi güvende hissedeceğimiz yegâne sığınağımız Rabbimizdir.
Kardeşlerim!
Felak ve Nâs sureleri bizlere her daim mümince bir
duruşu, şuurlu bir hayatı öğütlemektedir. Zira bizlere düşen sadece darlıkta,
zorlukta, çaresizlikte, hüzünlü ve kederli anlarımızda değil; varlıkta ve
bollukta, neşe ve sevinçte, en güçlü anımızda da Allah’a sığınmaktır. O’nun
kudretini tefekkür etmek, zihnin istiazesidir. O’nun merhametini, af ve
mağfiretini gönülden talep etmek, kalbin istiazesidir. O’nun yüceliğini
içimizden geldiği şekliyle kelimelere dökmek ise dilin istiazesidir. Şu kadar
var ki; zihnin, kalbin ve dilin bu istiazesine, yani Allah’a sığınmasına bütün
bir beden iştirak etmelidir. Zira bizi Rabbimiz nezdinde asıl değerli kılan,
salih amellerimizdir.
Kardeşlerim!
Felak ve Nâs
Sureleri inancımızı, duygularımızı, çaresizliğimizi istismar etmek isteyenler
karşısında bizlere ferasetli ve basiretli olmayı öğretmektedir. Hiçbir fâniye
değil, sadece Allah’a kul olmayı öğretmektedir. Zira herkes bizi terk etse de
bizi terk etmeyen Rabbimizden başka kimimiz vardır? Hiç kimse bizi görmese de
bizi gören, hiç kimse bizi duymasa da bizi duyan, daima güvenip dayanabileceğimiz O değil
midir? Rabbimiz, kendisine samimiyetle açılan elleri, gönülden yakarışları hiç
karşılıksız bırakır mı? Affına, merhametine sığınanları, rahmet kapısını
çalanları hiç mahrum ve mağdur eder mi? Yeter ki, gönüller samimiyetle sadece
O’na yönelsin. Diller, içtenlikle O’nu yüceltip O’na yalvarsın. Eller, yürekten
O’na açılıp sadece O’ndan istesin.
Kıymetli
Kardeşlerim!
Hutbemizi
Peygamberimiz (s.a.s)’in bizlere öğrettiği istiaze dualarıyla bitirmek
istiyorum:
“Her
türlü kem nazardan, şerden ve şer sahiplerinden Allah’ın tam kelimelerine,
O’nun sonsuz iradesi ve hükmüne sığınırız.”[1]
“Allah’ım! Kulağımızın şerrinden, gözümüzün
şerrinden, dilimizin şerrinden, kalbimizin şerrinden, heva ve heveslerimizin
şerrinden sana sığınırız.”[2]
“Allah’ım!
Acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, kabir azabından sana
sığınırız.”[3]
[1] Felâk, 113/1-5
[1] Nass, 114/1-6.
[1] Nesâî,
İstiâze, 1; Dârimî, Fezâilü’l-Kur’ân,
25.
[1] Buhârî,
Ehâdîsü’l-enbiyâ, 10.
[1] TirmizÎ,
Deavât, 74.
[1] Müslim, Zikir,
73.
Hazırlayan: ve Kaynak
Din Hizmetleri Genel
Müdürlüğü
Yorumlar
Yorum Gönder